ZAMANA ŞAHİT ve İNSANLIĞA VASİYET SÖZLER

ZAMANA ŞAHİT ve İNSANLIĞA VASİYET SÖZLER

_MG_1303

Makaleyi Sesli Dinle

 

İnsanoğlu, yeryüzüne gönderildiği günden bu yana bir sonun var olduğu kendisine çeşitli yollarla bildirilmiştir. Öyle ki, tüm kutsal kitaplarda ve nihayet batılları zail eden Kur’an-ı Kerimde de kulun beden yolculuğunun sonunun ölüm, yaratılmış her şeyin sonunun ise kıyamet olduğu çeşitli ayetlerle izah edilmiş, anlatılmıştır.
Biz bir ahir zaman ümmetiyiz. Bu yüzden ahir zamanla ilgili çeşitli konuşmalar, hatırlatmalar ve insanlığın geleceği nokta ile ilgili çok farklı hikayeler anlatılır, hadiseler rivayet edilir. Bugün ahir zamandaki insanlığın durumu ile ilgili anlatılan bu nakillerin en ibretlik olanlarından birini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir gün devrin şeyhülislamı Molla Fenari hazretlerine her biri ayrı bir bağın gülü olan beş derviş ziyarete gelmiş. Uzun uzun sohbet etmişler. Söz dönüp dolaşıp kıyamet alametlerine gelmiş. Amma bu sırada da vakit hayli geç olmuş. Ayrılık vakti kapıya dayanmış. Ancak bu vedadan önce Ayeti Kerime ve Hadisi şeriflerle her biri bilgisi ölçüsünde ahir zaman alametlerini anlatmaya çalışmışlar.
Nihayet sohbet bitmiş ve veda vakti gelince Kadiri bağının gülü olan derviş “Her şey Kadiri Mutlak sultanın insanoğluna sevgisinden bir nişan taşır” diyerek sözü almış ve şöyle demiş.
“Dostlar, yarenler; Zenginlik insanlar için de, cemiyetler için de elzemdir. Bu yolda çalışıp kazancını ilahi rıza yolunda sarf etmek de ibadettir. Ancak, kıyamete yakın insanların kalpleri, düşünceleri, meslekleri, ahlakları, nefsin rızası yolunda çalışıp, her şey hırs ve tamah üzerine kurulacak Asalet sırta giyilen kaftana göre ölçülecektir.”
Mecliste bulunanların hepsi “Eyvallah” diyerek ellerini göğüslerine götürüp tasdik etmişler. Bu sırada Mevlevi bağının gülü olan derviş sözü almış ve demişki;
“Kıyamete yakın imansızlık öyle bir hızla dönecek ve çoğalacak ki, bu tufanda, ara yerde benek gibi kalan Hak severler, ellerinde serçe kuşu gibi titreyen imanlarını tutmak için zorluk çekeceklerdir. İlmin seviyesi alemlerin dönüşünü “aynel yakin” olarak görecek, ispat edecek duruma gelecek, amma alimler ve insanlar, bütün alemlerin bir Hakkın etrafında döndüğünü inkar edecek bir şaşkınlığa düşeceklerdir. Onun için Sahabeler “Ahir zamanın imanlı kişileri, geçmişin evliyası gibidir” demişlerdir.
Hepsi yine baş keser ve “Eyvallah” derler.
Rufai bağının gülü derviş gönülden bir “Huuu” çeker ve “Yarab! Bizi iki alemde de, gönlümüzde de ateşe hakim kıl” diyerek şöyle der.
“Kıyamete yakın insanlar ateş misali hırs ve arzularını öyle putlaştıracaklar ki bu yüzden insanlık, yüreğine Hakk Subhanehu tarafından konulmuş olan sevgi ve merhamet hislerini ayaklar altında çiğneyecek ve hırsı temsil eden ateşe en yüksek mahareti vermek için çalışacaklardır. Devletler bu maharetli ateşlerle şehirleri bir anda yok edecek, güçleriyle övünüp, dünyayı cehenneme çevirecek bir yol tutacaklardır. Tuttukları bu yolda “İşte o gün insanlar kendilerini ateşlere atan dağılıp uçuşan pervanelere benzer” ayetinin belirttiği mucize gerçekleşecektir.“
Nakşibendi bağının gülü olan derviş boynunu bükmüş, derin bir vecd içinde anlatılanları dinlerken birden cezbeye kapılır ve “Beli, beli, beli” diye üç kez seslenir ve arkasından şöyle konuşur.
“Ahir zamanda insanlar kayaları toz gibi eritmeye yetecek bilgiyi ve ilmi elde edecekler. Bu ilimle ve bilgiyle bulutlara kadar yükselecek kayalar gibi binalar inşa edecekler. Bu binaların içinde yaşadıkları ve sadece kendilerine ait olan mağaralar gibi evler yapacaklar. İçlerini tamamen dünyalık eşyalarla doldurup, bu eşyaların telaşından, gürültüsünden kendilerinden başka kimseyi göremez ve duyamaz hale gelecekler. Yaptıkları her şeyde Hakkın nakşını aksettirecek ima ve duyuşları olmadığı için zevksiz, keyifsiz ve ruhsuz binalar, şehirler ibadethaneler; içinde yaşayan ve içlerini dolduran insanlara huzur, sükunet ve sevgi yerine kasvet ve huzursuzluk verecektir. “
Sıra Hacı Bektaşı Veli hazretlerinin bağının gülü olan Bektaşi dervişine gelir. Tebessüm ederek dinlediklerinden o kadar çok etkilenmiştir ki, elini göğsüne bastırır baş keser ve “A benim cananım efendilerim ne güzel, ne manalı sözler ettiniz” diyerek şunları söyler.
“Kıyamete yakın sözler kalıplarından çıkacak, şirazeleri kayacak ve havada uçuşmalarına rağmen hiçbir mana ifade etmeyeceklerdir. Herkes konuşacak ama kimse bir şey anlamayacaktır. Bunun manası şudur. Söz kalıptır. Düşünce ise mana. İnsanoğlu düşüncelerini kaabiliyeti, bilgisi, ifadesince söz kalıplarına döker. Ancak birde söz kalıplarına girmeyen lisan-ı hal vardır ki, bunlar Merhamet – Haya – Aşk’tır. Bir insanın merhametine bakar insanlığını, hayasına bakar iman ve aklını, aşkına bakar mertebesini anlarsın. İşte bu kalıpsız söz sahibi, hal ehli ve hal dili ile konuşan, Merhamet, Haya ve Aşk ehli gerçek insanlar yavaş yavaş eriyecek, neticede her şey beden zevkine dökülecektir. Beden zevkini kısıtlayan her şeye karşı çıkılacak, savaş açılacaktır. Kıyametin mana da en korkunç alametlerinden biri olan bu hal tüm insanlığı büyük bir hızla saracak ve salgın hastalık gibi yeryüzünün her yerine yayılacaktır.”
Dervişler sözlerini burada bitirirler. Molla Fenari hazretleri misafirlerini büyük bir dikkatle dinler ve son olarak da kendisi şunları ekler.
“Ey her biri hem Merhamet, hem Mana, hem Aşk eri olan dostlarım. Her biri ayrı bağın gülü olan derviş gönüllü, aşk yürekli yarenlerim. Ne güzel sözler ettiniz. Fakire sadece “Yarabbi bizi bu afetlerin hepsinden muhafaza et, eğer bu anlatılan zamanlara yetişecek olursak bizi tüm bu isyan ve tuğyanlardan koru, canımızı tez zamanda al ki bu derviş kullarının söylediği korkunç hadiselere şahit olmayalım. Belki nefsimiz bizi galebe çalarda bu hatalardan birinin içine bizde düşeriz” diye dua etmekten başka bir şey bırakmadınız. Amma ben bu sözlerinizi kaydettim ve gelecek nesillere miras olarak bırakılması için de vasiyetime yazacağım inşallah.
Sevgili dostlar bu sözlerin üzerine bir şey söylemek sanırım gereksiz. Sadece Molla Fenari hazretlerinin mirasına sahip çıkmak ve onu nesilden nesile aktarmak vazifemiz olsun. Bizlerde bu vazifeyi layıkı ile yerine getirenlerden olalım inşallah ne dersiniz?
Selametle kalınız efendim.