ŞEHNAMENİN BAŞINA GELENLER ve BUGÜNKÜ MÜFTERİLER

ŞEHNAMENİN BAŞINA GELENLER ve BUGÜNKÜ MÜFTERİLER

sehname

Makaleyi Sesli Dinle

ŞEHNAMENİN BAŞINA GELENLER

Ve BUGÜNKÜ MÜFTERİLER

Sevgili okurlar, kıymetli dinleyenler. Bugün size Firdevsinin ünlü şehnamesinin başına gelenleri ve bir zamanlar resme bakışımızı anlatmaya çalışacağım. İsterseniz önce şehnameden bahsetmek istiyorum bir teşehhüd miktarı.

Sahnameh ya da Şehname, tarih öncesi zamanlardan başlayıp Sasani İmparatorluğu sonuna dek tüm eski İran krallarını inceler. Bunlar; Keyûmers (Orta Farsça:Kayômart), Hoseng, Tahmûrâs, Cemşid, Zahhak, Feridun, Menûçehr, Key Kubad, Key Kâvus, Key Hüsrev, Bahman, Dara (III. Darius), Iskandar (Büyük İskender), Ardaschir I., Sapur I., Hormoz, Bahram V., Chosrau, Yazdgird III. gibi krallar, ana tema Zabulistan prensi efsanavi kahramanı Rostam (Rüstem), Esfandiar (Gostasp’ın oğlu) ve Afrasiab gibi, kahramanları ve suçluları içerir.

Bu güzel eser otuz yıl gibi uzun bir sürede meydana getirilmiş on binlerce beyitten müteşekkil nadide bir eserdir. Zaman içinde anlatılan hikayeler bölüm bölüm müzehhipler ve müzeyyenler tarafından resmedilmiş, süslenmiş ve bunların içinde de nadide eserler ortaya çıkmıştır.

İşte Osmanlı paşalarından Melek Ahmet Paşa, Bitlis hakanı Abdal Hanı mağlup edip tüm mal varlığına ve hazinelerine el koyduğu zaman bunların içinde sekiz büyük sandık; ki her birini iki deve zor taşır cinsten kitapta ele geçirilmiştir.

Paşa savaş geleneği olarak bunların tamamını yeniçerilere ve askere dağıtır. İşte bu dağıtım esnasında meydana gelen ve şehname ile ilgili olan hadiseyi Evliya Çelebinin diliyle anlatmaya çalışalım.

“Kadızadelilerden riyakar, ahlaksız ve dedikoducu herifin biri mezad-ı sultaniden Firdevsinin ünlü Şehnamesini satışa çıkaran yeniçerinin elinden peyleyip 1600 kuruş tamama aldım deyip üzerine yazılmış. Çadırına vardığında kitabı gözden geçirmiş. Usta müzehhipler ve minyatür sanatçıları tarafından resmedilmiş hikayenin tüm resimlerini incelemiş üstünkörü. İnsan, hayvan, ağaç ve envai renklerle bezenmiş tasvirleri görmüş ve “Vay nabekarlar bunun içi tasvir dolu imiş” diye öfkelenmiş. Adeta sihirli bir kalemden çıkmışçasına canlı renklerle süslenip bezenmiş minyatürlerdeki insan tasvirlerinin gözlerini bir bıçakla çıkarmak niyetiyle oymaya, kazımaya başlamış. Boyunlarına çizgi çekip işte öldürdüm artık bunlar yaşamaz diyerek birbirinden güzel minyatürleri mahvetmiş, özel aharlı sahifeleri delik deşik etmiş.

Kadın ve erkek tasvirlerinin üzerlerine tükürüp güya kendince onları cezalandırmış. Böylece o kıymetli nüshanın her yaprağını minyatürcü bir ayda resmedememiş iken, o bir anda kirletip batıl eylemiş.

Ertesi gün kitabı delalle götürüp, dellaliye parasını iade etmesini isteyerek, “Ben içinde suret olan papaz kitabını ne yapacağım, Resim haramdır çünkü. Şimdi bu kitabı almayacağım ve bütün resimlerine de layık oldukları cezayı verdim. Deyu Şehname-i Şehinşahı dellalin önüne fırlatıp atar. Dellal kitabı açar bakar, bir de ne görsün, bir tek resim kalmamış. Acı ve kahırla feryad eder.

-Yetişin bre ümmet-i Muhammed Şehnameye bakın, bu zalim neylemiş!” diye bağırmaya başlar. Adam cevap verir.

-Birader pek hoş eylemişim. Tire şehrinde şeyhimin dediği gibi nehyi münker eyledim. Ancak bir resim alıkoydum. O da benim tire şehrinde bir sevgilim var idi ona benzediği için. Dokunamadım.

Dellal bu cevap karşısında güçten takatten kesilip gördü ki bu herifle cedelleşmenin bir anlamı yoktur. Hemen Melek Ahmed Paşaya gelip bu gabi heriften şikayet ederek.

-Yetiş ey yüce vezir. Bu şehnameyi Hakkari beyi kethüdası Çölümerik kalesinden Han Murad Bey dört yüz kuruşa mezadı sultanide alıp muhafazısanı vekil olmuş idim. Tireli Hacı Mustafa nam bir herif 1600 kuruşa almaya Peyman verdi. Kitap üç gece kendisinde kaldı. Meğer herif kaba softa ham yobaz imiş. Tasvir haramdır deyu cümle minyatürlerin gözlerini delmiş, boğazlarını kesmiş ve her resmi papuç süngeriyle silip (diliyle yalayıp) ve bu kıymetli kitabı elli meclis tasvirlerini kirletip bunca değerli kitabı bi kıymet eylemiş. Üstelik benim dellaliyeme de kadretmektedir.

Dellal kitabı paşanın önüne koydukta Paşa Şehnameyi görüp yürekten bir ah ederek erbabı divana gösterdi. Divan üyelerinin hepsi adı geçen herife ağıza alınmayacak galiz hakaretler ve beddualarda bulundular. Dellal bu hali görüp cesaretle söz alarak dediki.

Sultanım, aman benim dellaliyeme bir ziyan dokunmasın.

Paşa bunu duyunca hiddetlenip,

-Bre kıtabın vebalini üzerine alan dellal. O senin dellalığına kadretmemiş. Mali padişahiye gadretmiş, yürü şuradan paralamayayım seni.

Ardından emir vermiş.

-Tiz Tireliyi huzuruma getirün.

Tireliyi derhal yaka paça derdest edip huzura getirmişler.

-Bre adem niçin böyle ettin bu kitabı

Adam cevap vermiş.

-İyi de o kitap mıdır? Papaz yazısıdır. Nehyi münker edip iyi ettim ki bozdum.

Paşa bunun üzerine daha da hiddetlenerek.

-Bre edebsiz, ahlak ahkam bilmez cahil. Sen nehyi münker etmeye hangi selahiyetle memursun? Amma ben bir icrayı hükümet edeyim ki mezadı sultanide iki bin guruşa çıkmış bir kitabı bozmayı ben sana göstereyim. Alın şunu aşağı.

Derhal bir kapukulu yeniçerisi “Allahın adıyla” deyip adamı cellat eline teslim etti. Cellatlar adama budaklı yetmiş deynek vurup 1600 kuruşu ondan Bitlis Kadısı hükmedip miri hazine için tahsil ettiler. Dellalede on kuruşunu verip savdılar. Sonunda pejmürde olan şehnameyi herifin eline tutuşturdular ve ordudan ihraç ettiler. Zavallı adam başıma ne geldiyse bu tasvirden geldi, bundan sonra nerde bir tasvir görürsem andan cehennemden kaçar gibi kaçarım diyerek Memleketi olan Diyarıbekr’e kadar gitti. Ardından bakan bütün ordu onun bu gadirsizliğine ve hodbinliğine esef ettiler.”

Şimdi sevgili dostlar o gün var olan kaba softa ham yobazlar bugün yok mudur? Elbette vardır. Din-i Mübin-i İslam için hizmet ederiz diyerek ümmetin bütün hüsnü niyyetini, kendi sui niyetlerine alet ederek şahsi menfaatleri için neler ettiler neler? Çok değil birkaç ay evvel büyük badireler atlattığımızı hatırlayın.

Hali hazırda siyaset meydanında at koşturan ve kendilerine bürokrat diyen, televizyonlarda boy gösterip kendilerini adamdan sayan ama imtinai doğum edilip birer paçavra misali ortalığa atılan bazı sergerdelerin yaptıkları, söyledikleri,  şehnameye bu kadirsizliği yapan adamın yaptıklarından farklımıdır?

Şimdilerde derler ki “din ve diyanetle ilgili yapılmış olan uygulamalarla insanların hüsnü niyetlerini şahsi çıkarları için kullananların boşalttığı yere bu seferde diğer cemaatler talipler. Özellikle de Menzil cemaatinin devletle olan diyaloğu bunu göstermekte” tam bu cümleden olmasa da buna yakın cümleler ile bu suiniyeti ve bu hainliği dillendirmektedirler.

Behey ahmaklar, behey sergerdeler, behey ağızlarını bırakıp başka yerlerinden konuşan çıfıt çarşısı yürekli, karışık beyinli edebsiz nadanlar. Bugüne kadar iftira attığınız ehli sünnet cemaatlerden ve özellikle de Menzil cemaatinden ve bendelerinden devlete, millete bir zarar gelmiş mi? Sizin yıllarca ardından koştuğunuz ve bu vatanın temeline dinamit koyan ahlaksızların karşısında ilk günden bu yana duran yine laf ettiğiniz, karalamaya çalıştığınız bu cemaatin saf ve temiz yürekli mensuplarıdır.

İsterseniz önce üzerinizdeki lekeyi bir temizleyin sonra konuşun. Çünkü ağzı olanın konuşmaya başladığı ve geçmişini bir türlü göz önüne alamadığı bir ortamda, birilerine iftira atmak erlik değildir. Birazcık onurunuz varsa ve bir miktar şerefli iseniz konuşmadan önce iyice düşünürsünüz.

Ömrünü bu milletin selametine, bu ümmetin birlik ve beraberliğine adayan, tüm hizmetlerini de bu minval üzere icra etmeye çalışan, bendelerine, sevenlerine de hep böyle telkinlerde bulunarak vatan bütünlüğü, millet sevgisi, bayrak aşkını aşılamaya çalışan Menzil Cemaatinin büyüklerine laf ederken lütfen biraz daha aklı selim davranın ve geçmişi bir düşünün.

Unutmayın Allah adil ve gafururrahimdir. Adaleti ile tecelli eder ve O’nun şaşmaz terazisi her şeyi yerli yerince oturtur. Yarın attığınız iftiraların sizi boğmayacağı ve nefessiz bırakıp ortalık yerde koymayacağı ne malum?…