Ordu Millet Başkomutan İman Azim Ve Mücadele

turkmilleti

Türk milleti tarihin her devrinde varlığını Tarih sahnesinde başarı ile sürdürmüş, yaşadığı bir çok badireye karşı hiç beklenmedik anlarda gösterdiği kararlı mücadele, azimli yürüyüş ve zafere olan inancı ile tüm dünya insanlığına örnek teşkil etmiştir.

15 Temmuz 2015 günü ve gecesi ile sonrasında yaşadığımız hadiseler, halkın gösterdiği tepki ve halen tüm ülkede şehir meydanlarında sergilenen güçlü, kararlı duruş da bunlardan biri olarak tarihin parlak sahifelerindeki yerini almıştır, almaya devam etmektedir.

Büyük Türk hakanı ve devlet adamı Cengiz Han, kendisine karşı kurulan bütün tuzakları, yakın akrabaları ve obası ile mücadelesinin sonunda kağanlık tahtına oturduktan sonra tam 25 yıl güçlü bir idareci olarak devleti idare etmiştir. Verdiği mücadele ile Moğolistan’dan başlayarak, Çin, Uygur, Karluk, Karahıtay gibi büyük kavimleri idaresi altında toplar.

Kendi bölgesinde hakimiyeti sağladıktan sonra batıya yönelir ve önce Harzemşah devletini ortadan kaldırır, sonra da Anadolu’ya girer. Sınırlarını Çin denizinden Karadeniz’e kadar genişlettiği bir devlet oluşturur.

Daha sonra Don ve Tuna nehirlerini aşarak Rusya’nın büyük bir bölümünü de hakimiyeti altına alıp oralarda dağınık vaziyette yaşayan Türk oymak ve uluslarını da bir bayrak altında topladı.

Daha önce devleti yönetirken uygulanan ve Töre adı verilen toplumsal kurallar bütünü, Cengiz hanın döneminde Kanun adını aldı. Ölümünden birkaç ay önce topladığı kurultay ile hegemonyası altında bulunan toprakları evlatlarına paylaştırıp yönetim hiyerarşisini oluşturduğu çok uluslu bir devletin de temelini böylece atmış oldu.

Ölümünden önceki son kurultayda yaptığı konuşma tarihi bir hitabettir.

Budun, evlatlarım. Ben Cengiz Han. Yüce budunun kağanı. Diyeceklerimi iyi dinleyin ve unutmayın. Sizde sizden sonrakilere anlatın. Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer göçmedikçe bu töre böylece devam etsin. Kumandanlıkta ve kağanlıkta en önemli başarı ve en kudretli yol güven ve budunun sevgisini kazanmaktır. Bugüne kadar kazandığım zaferlerin temeli budur. Bir savaşta zafer olduğu kadar yenilmekte olur. Yenilmek her zaman telafi edilir. Ama en büyük yenilgi ve yıkılış içten yıkılıştır. Ulu bir ağacın meyvelerine gagalarıyla saldıran kargalar o ağaca zarar veremezler. Ama ağacın gövdesine giren bir kurt onu içten içe çürütür, göğnütür. O zaman ağacın yıkılması büyük ve korkunç olur. İşte bu yüzden evlatlarım, budun siz öğüdüm şudur ki, içten sevgiyi ve güveni kıracaklara, yıkacaklara karşı dikkatli bir uyanıklık içinde olun. Gevşemeyin, sarsılmayın. Unutmayın budun olmak, millet olmak önemlidir. Millet için yaşamak bir kağan için daha önemlidir. Size vasiyetim kağanı, tegini, şad’ı olduğunuz büyük olsun yada küçük olsun, oymak, aşiret, boy yada millet için yaşayın. Budunu sevin, budunda sizi sevsin. Buduna güvenin, budunda size güvensin. İçinizdeki sizi çürütecek olan kurtlara acımayın. Kafalarını kesin. Yoksa onlar sizin devlet ağacınızı içten içe kemirir ve yok ederler. Vasiyetimdir.

Cengiz handan sonra evlatları, babalarının kumandık ve kahramanlık vasıflarını layığı ile taşıyamadıkları için devlet kısa sürede parçalandı ve tarihin tozlu sahifeleri arasındaki yerini aldı.

Evet sevgili dostlar devleti ve orduyu yönetmek gerçekten çok önemli bir yönetim kabiliyeti gerektiriyor. Düzenli ve başarılı bir orduyu, halkın sevdiği bir idareyi yıkmak, parçalamak ve yok etmek için, münafıkça bir yaklaşım sergileyerek bu sistemin içine yerleşen asalaklar, yada daha farklı bir tabirle virüslerin izlediği yol hep aynı olmuştur.

Halkın sevdiği başarılı idarecileri ve komutanları çeşitli vesilelerle gözden düşürmek, iftiralar atmak, onları karalamak ve onlarla ilgili asılsız haberler yayarak birlikteliği oluşturan güven temelini sarsıp o başarılı ve sevilen insanları gözden düşürüp yok etmek.

Dünyanın her yerinde hâkimiyetlerini sürdürmek isteyen emperyalistler, komünistler, kapitalistler veya değişen çağa göre isim alacak olan beşeri sistemler bütünü, birlikteliği bozmak, parçalamak ve yok etmek için, halkın gözdesi olan iyi, başarılı ve sevilen idarecileri, kumandanlara karşı duyulan güven duygusunu parçalayıp sevgiyi yok ederek, halkla bu idareciler, kumandanlar arasına nifak sokup birbirlerine karşı kışkırtarak, bütünü yerle bir etmeyi amaçlamışlardır. Bu amaca ulaşabilmek içinde her yolu mubah saymışlardır.

Tarihin seyir süreci içinde bu münafık vatan hainlerinin oyunlarına gelen siyasi iktidar sahiplerinin varlığını görüyoruz. Bu siyasi iktidar sahipleri etraflarına çöreklenmiş ve adeta örümcek ağı gibi ağ örmüş, ortalığı sisli, puslu ve sadece devlet idarecisinin kendi istekleri doğrultusunda olayları görmesini sağlayarak başarılı olmuşlar, yöneticileri kendi idareleri altına almayı başarmışlardır. Yöneticilerde maalesef bu körlüğü gerçek görüş sanarak onların oyuncağı olmuştur. Ancak, ordu içindeki basiretli ve yönetim, olayları tahlil etme, inisiyatif kullanma kabiliyeti olan gerçek vatanperver ve akıllı komutanlar sayesinde zamanında yapılan müdahalelerle büyük badireler atlatılmıştır.

Türk tarihi bu tür hadislerle doludur. Şanlı ve gerçekten iftihar edilecek tarihi bir geçmişi olan bu asil ve necip millet çok büyük isyanları, badireleri genetik kodlarında bulunan ve zor zamanlarda adeta yeniden canlanan bu birlik ve beraberlik özelliği ile aşmış, üstesinden gelmiştir.

En yakın misali ise 15 Temmuz 2016 olaylarıdır.

Tarih bu milleti bu yolda çok büyük imtihanlardan geçirmiştir. Viyana kapılarına kadar dayanan Türk akıncılarının atlarının nal sesinden ilham alarak Türk Marşını besteleyen Mozart bir sohbetinde “Keşke Türk olarak doğsaydım ve özgür olarak ölseydim” diyerek nazire yapmıştır.

Cezayirin Hürriyet mücadelesindeki simge isimlerinden Hasan El Benna bir mülakatında şunları söylemiştir.

Biz biliyoruz ki Türk milleti olmasaydı insanlık hürriyetin ne demek olduğunu bilemeyecekti. Tüm dünya şunu çok iyi bilsin. Haçlı seferleri ile İslam dünyası üzerine gelen tüm saldırıları Türklerin kahramanca savunması altetmiş ve yabancı bir esir askere nasıl insanca davranmayı yine katil, acımasız batılı şövalyeler kahraman ve merhamtli Müslüman Türk askerlerinden öğrenmişlerdir.

Eskiler, hele de birkaç harp yada darbe görmüş olan, kendi ifadeleri ile artık bir ayakları çukurda olanların hayıflandıkları önemli bir husus vardır. Zaman zaman ah nerde o eski nesildeki kahramanlık ya da cesaret diye derin derin iç geçirirler. Yeni neslin pısırıklığından, cesaretsizliğinden dem vururlar.

Ancak yaşadığımız son hadisede göstermiştir ki yeni nesil hiçte öyle pısırık, korkak ve kabuğuna çekilmiş bir nesil değildir. 15 Temmuz günü ve sonraki günlerde göstermişlerdir ki hürriyetine ve hayat hakkına kasteden, birliğini ve beraberliği bozmaya çalışan kim olursa olsun karşılığını misliyle alacaktır.

Velhasıl milletimiz için söylenen sözleri burada sıralamaya kalkarsak sahifeler yetmez. Dünya yeni bir çağa girmiştir adeta. Türk Kumandan ve idarecileri özellikle 15 Temmuz gecesi, birliğini, beraberliğini ve bütünlüğünü bozmak isteyenlere karşı cesaretle ve büyük bir kahramanlık örneği göstererek gereken dersi vermiştir.

Bugünden sonra da her türlü yiyici, bölücü, kışkırtıcılara karşı dimdik ayakta durmaya devam edecektir. Birliğini, dirliğini bozmak isteyenlere, imanını ve inancını sarsmak isteyenlere, karşı haklı ve cesur mücadele azmi ile karşılık verecektir.

15 Temmuz günü, içimizdeki hainleri birer piyon olarak kullanıp onlara çeşitli vaatlerde bulunarak kandırmış ve milletin iradesin gem vurmaya, hürriyetini tahakküm altına almaya ve ülkedeki huzur, güven ve sükunet ortamını bozmaya yeltenen dış mihraklar ve onların içimizdeki uzantıları olan satılmış vatan hainleri bir kere daha görmüşlerdir ki bu millet tahakküm altına alınamaz, esir edilemez ve istemediği idareciler tarafından yönetilemez.

Sevgili dostlar, birliğinize, dirliğimize, birbirimize olan güvene ve asırlardır bu ülke toprakları üzerinde birlikte yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza sokulmak istenen nifak ve fitne tohumlarına karşı imanımızla, inancımızla, hürriyetimizle ve vatan sevgimizle karşı durduk. Bundan sonra da bu ülkeyi bölmek, parçalamak, yok etmek isteyen dâhili ve harici bedhahlara karşı aynı iman, aynı azim, aynı kararlılıkla karşı durmaya, mücadele etmeye ve milletin, ümmetin selameti için uyanık olmaya devam edeceğiz.

Amacımız tüm insanlığın barış, sevgi ve kardeşlik içinde yaşamasıdır. Bunu sağlayacak olanda inanmış, akıllı ve dirayetli, imanından aldığı güçle mücadele azmini sürekli tazeleyen Müslüman Türk milletidir. Vesselam.