BECERİKSİZ İDARECİLER ALTINDA KALMAK

BECERİKSİZ İDARECİLER ALTINDA KALMAK

turkmilleti

Makaleyi Sesli Dinle

 

BECERİKSİZ İDARECİLER ALTINDA KALMAK
Liyakat. İnsan hayatının her anında var olan, özellikle de çalışma hayatında sürekli karşımıza çıkan en önemli insansı hasletlerin başında gelir. İyi idareciler için kullanılan akıllı, dirayetli, basiretli, zeki, çalışkan ifadelerinin en başına Liyakatli ifadesini koyduğunuz zaman diğerlerini kullanmanıza gerek kalmaz.
Vakti zamanında Bektaşinin birisi kendisine ait küçük bir tarlayı ekip biçmek üzere hareket geçer. Üç yıl boyunca gerekli tüm işlemleri yapar, toprağını ters yüz eder, taşlarını temizler ve her yıl atması gereken tohumu, gübreyi atar ama bir türlü verim alamaz. Üçüncü yılın sonunda, tarlasının hemen yanında bulunan büyücek bir tarlanın sahibi bektaşinin bu çabasını görür ve der ki, “Baba erenler, gel sen benim yanımda çalış, bu tarlayla uğraşma.”
Baba erenler de kabul eder. Ancak o yıl yağmurlar öyle bereketli yağarki baba erenlerin tarlasında, adamın içinde kaybolacağı otlar büyür. Yanında çalıştığı adam baba erenlerin tarlasında yetişen otları, koyunlarına yedirmek üzere talib olur, anlaşırlar. Bu arada ağa “baba erenler işte görüyorsun durum ortada” deyince bizimki boynunu büker ve “anlaşılan o ki bizim çileden yana, koyunlarında ottan yana nasibleri bolmuş ağa” Sonra da “Yarabbi anladık bize çile çektireceksin amma, şu koyunların emrine vermendeki hikmeti anlamadık” diye niyaza durur.
Hazreti Ali (R.A.) çok güzel bir tespitte bulunur. “İnsan için en büyük zillet liyakatsiz ve basiretsiz birinin emri altında çalışmaktır. Bir cahilin emrindeki alim, bir cimrinin emrindeki cömert, düşük ahlaklı birinin emri altında çalışan ahlaklı için bundan daha ağır bir sıkıntı olamaz”
İlmi para ile satın aldığını sanan ülkelerin sonu hüsran olmuştur. En yakın ve bariz misali yakın geçmişinde Hitler gibi bir caniyi ortaya çıkaran Almanya. Adolf Hitler tüm imkanları seferber ederek yer ile yeksan ettiği ülkelerdeki ilim adamlarını derdest edip kaçırarak kendi ülkesinde istihdam etmiş, istibdat ve baskı ile onlara yaptırmak istediği bir çok şeyi yaptırmaya çalışmıştır. Fırsatını bulur bulmaz bu ilim adamları Hitlerin elinden kaçmışlar ve gittikleri ülkelerde bu sefer tüm bilgi ve birikimlerini Hitleri ve onun zihniyetinde olan istibdat rejimlerini bitirmeye, yok etmeye serdetmişlerdir.
Usta bir yazarın, iyi bir ressamın, kaliteli bir üreticinin, çok iyi bir tiyatro sanatçısının, sanatkarın, cahil bir adamın emrinde hareket etmesi, onun istek ve arzuları doğrultusunda üretim yapmaya çalışmaları ve kendi ihtiyarları ile kendi bilgi ve birikimlerini en faydalı biçimde halka sunamamaları ne kadar acı bir durumdur.
“Satranç tahtasına benzeyen cemiyette her taşın yerli yerine oynanmaması medeni aleme karşı her sahada kolayca mat olmayı çabuklaştırır”
Bugün ülkemizde bulunan iktidara karşı sürekli muhalefet eden ve bu muhalefeti de müstevlilerin siyasi emellerine tevhid edebilecek kadar alçalan vatan hainlerinin durumları buna ne kadar benzemektedir.
“Gençliğin İmanını İnternetle Çaldılar” ismiyle bir çalışma yapmaya başladık. Yaptığımız araştırmalarda özellikle batı medeniyetini ülkemize yerleştirmeye çalışan ve son ikiyüz elli yıllık geçmişimizde bunun için çaba sarfeden o kadar cemiyet ve bu cemiyetlere mensub aşağılık ruhlu o kadar çok insan varki her birini okudukça taacüb ediyor ve bunların nasıl bu kadar kendi özlerinden uzaklaşıp, milletlerine karşı her türlü ihanete açık bir halle düşmanların emirlerine girdiklerini anlamakta güçlük çekiyoruz.
Görünen köy kılavuz istemez. Bugün terörle mücadelede gelinen yere baktığımız zaman bundan on sene önceki mevkiden çok daha ileri mevki ve mevzileri ele geçirdiğimiz müşahede edilmektedir. Buna rağmen vatanın bölünmez bütünlüğüne, halkın hürriyetine karşı duran kurum, kuruluş, kişi yada örgütlere karşı verilen mücadeleyi, mücadele eden kahraman askerlerimizi ve güvenlik güçlerimizi, polisimizi, emniyet mensubu özel harekatçılarımızı eleştirmek cürretinde bulunan aşağılık seciyeli insanların hangi akla hizmet ettikleri ortadadır.
Düşük ve ahlaksız bir insanın yüzüne maske takarak toplum menfaatine çalıştığını iddia etmesi ne kadar korkunç bir alçaklıktır. İşte bu yüzden Türk milleti uyanık olmalı, gözünü dört açmalıdır. Tarihten aldığı şuurla hareket etmeli, İslam ahlak ve faziletini en yüksek seciye olarak kabul eden gençler yetiştirmelidir. Bu gençler inançlarından ve imanlarından aldıkları şuurla tüm dünya insanlığına ümmet şuuru nedir, insanlık nedir, merhamet ve şefkat nasıl gösterilir, barış nasıl tesis edilir, tüm dünya insanlığına; insanca yaşamak haslet ve özellikleri nasıl elde edilir bunları öğretmelidir.
Ailede başlayan bu yüksek ahlak seciye temeline dayalı eğitim, çocuğun yetişerek geldiği tüm eğitim kurumlarında aynı şekilde devam etmeli, dostu düşmanı çok iyi tanımalıdır. Bugün eğitim kurumlarımızı çeşitli ayak oyunları ile ele geçiren ve memleket idaresinde kullanılan tüm kurum ve kuruluşlara zehirli bir örümcek gibi sirayet etmiş olan bu belaya karşı verilen mücadelede görülüyor ki; millet ve milleti idare edenler uyanık olmadıkları sürece bu zehirli örümcekler çoğalarak kuduz bir köpek gibi her an tekrar saldırıya geçeceklerdir.
Çevremizi sarmış ve bizim zaafımızı gözeten müstevliler boş durmamaktadırlar. Bunlar tüm imkanları ile özellikle genç nesle, aile yapımıza, ahlak ve şerait seciyelerimize, kültürümüze, tarihimize ve bize ait tüm değerlere yaptıkları dolaylı yada doğrudan saldırılarla, Müslüman Türk Milletini buradan zayıflatmaya çalışmaktadırlar.
İşte bu yüzden gözümüzü dört açmalı, düşmanın oyunlarını önceden görmeli, ona göre tedbir almalıyız. İdarecilerimizi ona göre seçmeliyiz. Şahsi ihtiraslarını, üç kuruşluk dünya menfaati ve saltanatı için satabilecek kadar alçak, ahlak düşkünü ve kendini kaybetmiş, gözünü hırs bürümüş insanların talib oldukları idareyi, ahlaklı, dürüst, namuslu insanları tercih ederek onlara vermek atılacak en güzel adımlardan biridir.
Yaklaşan seçimlerde kimi idareci olarak seçeceğimiz, biraz da bizim imanımızla alakalı bir sonucu ortaya çıkaracak.
Unutmayın, nasıl idare edilmeye layık isek, başımıza kendi elimizle öyle idareciler getiririz.